Havadis53

İkizdere davasında, 15 ay sonra ilk duruşma yapıldı, karar 15 gün sonra

Rize’de İyidere Lojistik Limanı’nın yapımında kullanılacak malzemenin elde edilmesi için Cengiz İnşaat tarafından İkizdere’nin İşkencedere Vadisi’ne açılan taş ocağında çalışmalar devam ederken, yöre halkının 17 Mart 2021 tarihinde açtığı ÇED iptal davasının ilk duruşması Rize İdare Mahkemesi’nde yapıldı.

İkizdere davasında, 15 ay sonra ilk duruşma yapıldı, karar 15 gün sonra
119 views
03 Ağustos 2022 - 21:38

Bakanlık ve şirket avukatları davanın reddedilmesini talep etti ancak mahkeme bu talebi kabul etmedi. Duruşmada yöre halkının temsilcileri de dinlenirken, davacı Osman Baş, de yaşanan tahribatı görmeleri için mahkeme heyetini vadiye davet ederek, “Gelin bir hafta sizi misafir edelim. Yaşayın, görün sorunları. Orada yaşayan insanlar su içemiyor. Orada yaşayan insanlara ‘burada yaşamayın’ deniliyor” dedi.

“İVEDİ YARGILAMA BU MU?”

Köylülerin avukatı olan Yakup Okumuşoğlu ise, dosyanın geciktirildiğini ileri sürerek, “Karar beklerken ek rapor istediniz. Ek raporlarda dosyaları göremiyoruz. Davayı açan biz, keşfi yapan biz, parayı harcayan biz raporları göremiyoruz. Sistemde sıkıntı varsa neden tebliğ edilmiyor? Bu dava ivedi yargılama değil miydi? 17.03.2021’de davayı açtık, 9. ayda keşif yapıldı. Nasıl bir ivedi yargılama bu? Keşif için bu insanlar ceplerinden arttırarak para topluyorlar. Bu öyle kolay bir şey değil. Dava açılmış, hadi bir gidip bakalım değil. İnsanların direkt yaşamları söz konusu” diye konuştu.

“ULAŞTIRMA BAKANLIĞI ÇEVRE BAKANLIĞINI ALDATTI”

İyidere Lojistik limanı için yeni bir taş ocağı açılmayacağı belirtildiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“İyidere’de bir lojistik liman için Ulaştırma Bakanlığı bir ÇED süreci yürütmüş. O ÇED bakanlığa sunulmuş Çevre Bakanlığı tarafından onay verilmiş. O limanın ÇED raporunda, ‘limanın dolgusunda herhangi bir ocak işletilmesi açılmayacak, ruhsatlı ve izinli ocaklar kullanılacaktır’ diyor.

Yine aynı liman ÇED raporunda dolgu malzemesi için yer seçimi yapılmamıştır diyor. Şimdi gelelim bu taş ocağına kim başvuru yapıyor, Ulaştırma Bakanlığı, ne için? Liman dolgusu için. Ulaştırma Bakanlığı açıkça Çevre Bakanlığını aldattı yani! Yani bu proje entegre bir projedir.

Entegre projeyi bölmek ve liman ÇED’in de bundan bahsetmedikleri için idari kurumlar kendi içinde hile yapmıştırlar. 13.4 hektar alan içinde ocağa yol çalışması yapılıyor. Yine başka bir taş için ÇED başvurusu yapılmış Cengiz tarafından.

Toplam 25 hektar üzerine çıkarılmak isteniyor. Yaşam sadece insanlardan ibaret değil. Oradaki börtü böcek, arı insan hep birbirine bağlı bu gezegende. Seller oluyor. Bu sene de olacak, nereyi basacak belli değil.

Bütün dünya iklim krizinden bahşediyor. Bizim Çevre bakanlığımız da açıklama yapıyor uyacağız diye. Sonra bir geliyoruz, dere yarağına TOKİ yapılıyor, İkizdere’ye taş ocağı yapıyor, gidiyor başka yere maden yapıyor Artık kamu yararı diye bir şey yok. Bütün kamunun yararı 5’li falan artık kaç kişi varsa onlara ait zaten” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti tarafları dinledikten sonra duruşmayı bitirerek 15 gün sonra kararı açıklayacağını belirtti.

“YARGILANAN TAŞ OCAĞI DEĞİL HUKUK”

Duruşma sonunda açıklama yapan Avukat Yakup Okumuşoğlu, yöre halkının lehine olan bilirkişi raporunu tersine çevirmek için ek raporlar hazırlandığını belirterek, 15 ay öce dava açmalarına rağmen ilk duruşmanın bugün yapıldığını söyledi.

Bu davada, doğanın, çevrenin, ekolojinin korunması için mücadele edenlerin bir tarafta, doğal kaynakları kendi sermayelerini arttırmak için kullanan güçler bir tarafta olduğuna dikkat çeken Okumuşoğlu şöyle konuştu:

“Bu dava bunun çatışması. Bizler doğa ne ise bizde oyuz şekilde mücadele ediyoruz ama sermaye doğayı eviriyor çeviriyor, yıkıyor, parçalıyor ve çöp haline getiriyor. Hukuku da çöp haline getirmiş vaziyetteler. Bizim gördüğümüz ve yaptığımız değerlendirme bu. Bunu izah etmeye çalıştık.

Anayasa varsa, Anayasanın 56. maddesi varsa Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir çevre kanunu varsa o taş ocağı orada faaliyetini yürütemez dedik. Bu iyidir bundan bir sıkıntı olmaz denilen raporlar var. Bu gerçeklik değil.

Mahkeme 15 gün içerisinde cevap verecek. Karar alehimize olursa, dosyayı Danıştay’a taşıyacağız arkasından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine de taşıyacağız, Anayasa mahkemesine taşıyacağız.

Eğer suç içeren durumlar var ise, özel raporlar hazırlayanlar hakkında da suç durumlarını değerlendirip dava açacağız. Bu sadece bir taş ocağı davası değil hukukun yargılandığı dava. Göreceğiz bakalım hukuk bize ne getirecek ne götürecek.”

Kaynak: Olayrize.com

sanalbasin.com üyesidir